Hızlı Okumanın Tarihçesi

Hızlı Okumanın Tarihçesi

Hızlı okumanın tarihçesi aslında çok eskilere dayanmayıp, 1940’lı yıllara dayanan, askeri teknolojinin sivil hayata uyarlanması ile başlayan geçmişe sahiptir. Hızlı okuma teknikleri, tarih sahnesine 2.Dünya savaşının sonlarında çıkmıştır. İkinci dünya savaşı tüm hızıyla devam ederken, Alman Hava Kuvvetleri İngiltere’nin başkenti Londra’yı acımasızca bombalıyordu. İngiliz semalarında dolaşan Alman savaş uçakları şehirlere tonlarca bombalar atıyordu. Bu bombaların etkisinden kurtulmak isteyen İngilizler, özellikle pilotlarının ve yerdeki kule gözcülerinin görme kabiliyetlerini, becerilerini arttırmak istediler.

Hızlı Okumanın Tarihçesi
Hızlı Okumanın Tarihçesi

Aynı yıllarda Amerika’da Ohio Üniversitesi’nden Dr. Renshaw’ın geliştirdiği ‘takistoskop‘ isimli göz geliştirme cihazı yada makinesi, pilotlar üzerinde denenmeye başlandı. Gözün algılama becerisini ve hızını geliştiren bu cihazın merceği, saniyenin yarısı yada dörtte biri hızında resim ve şekiller gösteriyordu. Önceleri pek bir şey görmeyen ve algılamayan subaylar, zamanla resim ve şekilleri çok daha net bir şekilde görmeye başlamışlardır. Bu sayede İngiliz vatandaşlarının hayatı kurtarırmış ve İngiliz hava kuvvetlerine daha iyi göze sahip pilot ve gözcüler yetişmiştir. Bu eğitimler sayesinde İngiliz gözcüler ve pilotların algılama hızları muazzam seviyelere yükselmiştir.

Hızlı Okumanın Tarihçesi Amerika’da Başlıyor!

İşte böylece hızlı okumanın tarihçesi tarih sahnesinde başlamış oluyor. İngiliz pilot ve gözcülerinin bu pozitif olumlu gelişimleri hava muharebelerinde onlara büyük avantaj sağlamaya başladı. İngiliz askerinin bu gelişiminden sonra Amerikan hava kuvvetleri de bu askeri teknolojiyi kullanmaya başladılar. Zamanla bu buluş Dünyada büyük bir yankı uyandırmaya başladı. Amerikalı araştırmacılar bu buluşun askeri alan dışında da kelimeleri algılamayı hızlandırmada işe yarayıp yaramayacağını test etmeye karar verdiler. Bu testlerin sonucunda da anlayarak hızlı okuma teknikleri ortaya çıkmaya başladı. Şu unutulmamalıdır ki vücudumuzdaki diğer organlarımız gibi gözlerimizde geliştirilmeye açık bir organımızdır. Göz egzersizleri yapılmaya başlandıktan sonra beynimizin algılama ve anlamlandırma hızı da artmaya başlar.

Bütün bu gelişmeler ışığında 1950’li yılların ortalarından itibaren hızlı okuma teknikleri konusunda Amerika’da birçok kurslar ve eğitimler yapılmaya başlandı. İngilizce ‘‘Speed Reading” olarak isimlendirilen bu hızlı okuma teknikleri, günümüzde artık Amerika’da ilkokuldan üniversiteye kadar her alanda ders olarak okutulmaktadır. O dönemlerden zamanımıza kadar bu hızlı okuma tekniklerinde çok gelişmeler olmuştur. Bilim adamlarının çalışmaları sonucunda artık biz insanlar başımızı sağa veya sola çevirmeye gerek duymadan okuyabiliyoruz. Gözümüz bu teknikler sayesinde oldukça geniş bir alanı tarayıp görüyor ve gördüklerini resimler halinde beynimize hızla gönderebiliyor.

İşte hızlı okumanın tarihçesi tüm bu gelişmelerin sonucunda zamanla araştırmalarda ve zihinlerde olgunluk buldu. Geçmişi askeri bir teknolojiye dayanan bu eğitim zaman içerisinde sivil alana, yani eğitime uyarlanmaya başladı. Kısacası anlayarak hızlı okuma teknikleri temel iki prensibe dayanıyor. Bu prensipler; hızlı görme ve daha iyi anlama. Unutmayalım ki göz geliştirilebilen bir organdır. Hepinize hızlı ve bol kitap okumalar arkadaşlar…